
Futbolculuk hayatının fiziksel zorluklarını bir kenara bırakalım. Her futbolcu profesyonel olarak davranmak ve belli dozda eleştiriyi kaldırmak zorunda. Lincoln de kendisi hakkında her daim iyi şeyler yazılmasını istemediğini, ancak sadece gerçeklerin dile getirilmesi gerektiğini belirtmiş zaten.
Yahu düşünsenize; gazete başında dayayıp döşeyen, destekli atabilme yetisine sahip bir gazetecinin haberi onlarca kişinin gerçeğine dönüşüveriyor bir anda. Üstelik yapılan haberin yalan olduğunun anlaşılması bile o haberi yapan kimsenin saygınlığını azaltmıyor. Olan yine göz önünde bulunan futbolcuların ruh haline oluyor.
Kıymet bilmek ve yalan habere itibar etmemek gerekiyor. Her oyuncunun bazı dönemlerde kötü oynama hakkı olmalı, futbolcunun sadece iyi oynadığı dönemde destek çıkmak ise en kolayı.
Kezman'ın gidişine sebep belki tek forvet sisteminin adamı olmamasıydı; ama onun da moralman çöküşüne en büyük sebep üstüne fazla gidilmesiydi.
Keşke herkes Aragones kadar tecrübeli olsa da medya istediği kadar asparagas üretse. İlk yarıda Kayseri'ye 1-4 kaybedilen maçta yapılan "I Love You Zico" tezahüratlarını sorduklarında kurt hocanın yanıtı tecrübe göstergesiydi adeta: ''Bu konuda söyleyecek bir şey yok. İşler iyi gidince taraftar 'Seni seviyorum Aragones' diyecektir''.
Biz geride kalanların ardından bakmayı ve "kıymetini bilemedik" cümlesini severiz ne de olsa. Bakalım medya'nın bu seferki kurbanı kim olacak. Kimin kıymetini gönderince anlayacağız, var mı söylemek isteyen?
Aragones'i arayacak mıyız dersiniz 3 sene sonra?